1069

“Okusaydı adam olacaktı, o şimdi milyarder.” diye bir duvar yazısı var. Bu yazıyı tebessüm ederek okurken sözdeki gerçeklik payını da düşünürüm zaman zaman. Bir eğitimci olarak bu konu ile ilgili düşüncelerimi, yanlış anlaşılırım kaygısıyla seslendirmeye çekinmişimdir çoğu zaman. Bu konudaki düşüncelerimi sizlerle paylaşayım, eteğimdeki taşları dökeyim istiyorum artık.

Gözlemlerimi ve bildiklerimi örnekleyerek anlatırsam daha iyi olacak sanırım.  Bu anlatacağım örneklerde vermek istediğim mesajı şu şekilde özetlemek mümkün:  Bir meslek sahibi olup sadece memur olarak atanmak için eğitim görmemeli insan. Eğitim, bizim elimizde birçok kapıyı açmaya yardımcı bir anahtar olmalı…  İster eğitimli olalım ister eğitimsiz ömür boyu girişimci olmalıyız, arayış içinde olmalıyız ve yılmadan farklı şeyler yapmaya çalışmalıyız diye düşünüyorum.

Gözlemlerime dayalı olarak birkaç örnek ile konuyu pekiştireyim. Üniversiteden sınıf arkadaşım yeterlik sınavında başarılı olamadı ve öğretmen olarak atanamadı. Daha sonra özel anaokulu ile başladı iş hayatına. Girişimciliği sayesinde şu anda Kıbrıs´ta devasa bir özel üniversitenin sahibi.  Atansaydı öğretmen olacaktı,  o şimdi milyarder. Diğer bir örnek Tekirdağ´ın önde gelen tüccarlarından bir abimiz, zamanında Milli Eğitimin yaptığı yardımcı hizmetli sınavını kazanamadığı için çok üzülen ve sonrasında tel, elek, kireç satarak başladığı nalburiye hırdavat  ticaretiyle şu anda Tekirdağ´ımızın zenginleri arasındaki yerini almış durumda. “Sınavı kazansaydı hademe olacaktı, o şimdi milyarder.”  diyorum ben de…

Tekirdağ´da market işi ile epeyce zengin olan iki arkadaşımdan da söz etmeden olmaz. Bunlardan ilkinin bir teknik lisede teknisyenken çay, şeker, oralet satarak başladığı ticaret hayatını marketler zinciriyle devam ettiğini biliyoruz. Emekli gibi yaşasaydı huzur bulacaktı, o şimdi milyarder… Bu arkadaşın da Tekirdağ´ın sayılı zenginleri arasına girdiğini hepimiz biliyoruz. Bir diğer marketçi kardeşimin sınıf ve sıra arkadaşını çok yakından tanıyorum. Bu marketçimizin sıra arkadaşı, çalışkan kardeşim sınavlarda başarılı olup imam olarak atandı. Diğer kardeşim memur olamadığı için ticarete atıldı ve o da şimdi milyarder. İnşaatların dış cephelerini yapan başarılı bir firmanın sahiplerinden biri de benim ilkokuldan sınıf arkadaşım. O da okusaydı adam olacaktı ama o da şimdi milyarder.

Lisede bir olaya karışıp tasdikname ile okuldan atılan bir arkadaşımın da şu anda ciddi üretim yapan bir fabrikası var. Ekonomik durumu gayet iyi… O arkadaşım da eğitimini tamamlasaydı adam olacaktı ama o şimdi milyarder. Memuriyet sonrası temizlik sektörüne adım atan ve şu anda halı yıkama fabrikası olan eğitimci abimizin de başarısından haberdarız sanırım. Öğretmenliği bırakıp beyaz eşya ve mobilya sektörüne girip ilimizin zenginleri arasına giren abimizi de tanıdığınızı sanıyorum. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Benim bilmediğin, sizin ilave edeceğiniz birçok örnek olduğuna da inanıyorum.  Mücadele edenler her zaman kazanamaz belki ama kazananlar daima mücadele edenlerdir. Mutlaka bir hedefimiz olmalı ve pes etmeden o hedefe yönelmeliyiz. Montaigne ne güzel demiş: “Hedef olmayan gemiye hiçbir rüzgâr yardım edemez.” diye. Deneyelim ve kendimize güvenelim.

“Kuş, konduğu dalın kırılmasından korkmaz çünkü güvendiği dal değil, kendi kanatlarıdır.”  Kuşlar gibi bizler de kendimize güvenelim. “Deniyorum olmuyor.” diyenler için de Samuel Becket´in şu sözünü hatırlatırım: “Hep denedin. Hep yenildin. Olsun. Yine dene. Yine yenil.” Pes etmeyin, vazgeçmeyin, ertelemeyin…

Şunu da hiçbir zaman unutmayın: Edison “Bu, son deney.” demediği için aydınlandı dünya… Zirvenin hazzını yaşamak istiyorsan  ter dökmeyi göze almalısın. Hiç kimse başarı merdivenlerini elleri cebinde tırmanmamıştır. ELMAS BALIM