adabelen

ADABELEN DERGİSİNİN SON SAYISINDA ÇIKAN YAZIM. İNSANLIK ÇOK İLERLEMİŞ ARTIK GÖRÜNMÜYOR
Genç yaşımda lisedeki edebiyat öğretmenliği görevimden ayrılarak şehrimizin şirin bir beldesindeki ilköğretim okuluna müdür olarak atandım . Serde idealistlik var; bu yüzden okulumdaki öğrencilerime ve öğretmenlerime faydalı olabilmek için gücümün yettiğince çabalıyorum. İlimizde bilgisayar kullanımı daha yeni yeni yaygınlaşıyor. Resmi dairelerde daktilo devri devam ediyor.
Bir gün okulumuza bir ekip geldi. Velilerimize bilgisayar kursu vermek istediklerini, belirli sayıda kursiyer bulurlarsa kurs sonunda ders vermekte kullandıklar bilgisayarlardan üç tanesini okula hibe edeceklerini söylediler.
Kurs, akşamları okulda bir sınıfta verilecekti. İl Milli Eğitim Müdürlüğü yetkililerine durumu şifahen aktardım. Milli Eğitim Müdürlüğü yetkilileri, okulda eğitim öğretim aksamadığı sürece ve sorumluluk bende olmak şartıyla sorun olmayacağını, kursu açabileceğimi söylediler. Sonuç olarak kurs için yeterli sayıya ulaşıldı. Kursun bitiminde de okulumuz üç bilgisayara kavuştu. Tahminimce ilimiz okulları arasında bilgisayar kullanan ilk okullar arasında bizim okulumuz da yerini almıştı.
Biz gelelim asıl konuya: O günden sonra okul memurumuz yazıları daktiloda değil de bilgisayarda yazmaya çalıştı. Yalnız bir sorun vardı: Bilgisayarlar Türkçe karakterlere uyumlu değildi. Bilgisayarı daktilo niyetine kullanıyorduk ama tam verim alamıyorduk. Çünkü “ş, ö, ü, ç, ğ” gibi karakterler bizim kullandığımız klavyede yoktu. Bilgisayarlarda PW diye bir program yüklüydü. Yazı işlerini bu programla yapmaya çalışıyorduk. Bilgisayarlar sayesinde ilimizdeki bilgisayarcılarla da tanıştık. Bir gün bir bilgisayarcının PW programı ile Türkçe karakterlere uyumlu yazı yazdığını görünce çok heyecanlandım. Bilgisayarcıya okulumuzdaki bilgisayarda PW programını Türkçe karakterlere uyumlu kullanmak istediğimizi söyledim. Bilgisayarcı: “Kolay iş, hallederiz.” dedi. Çok heyecanlanmıştım. Okul memurumuza durumu anlattım. “Çok iyi olur müdürüm.” dedi. Okul çıkışı doğruca bilgisayarcıya gittim. Biz de PW programında Türkçe karakter kullanmak istiyoruz, dedim. “Müdürüm bilgisayarları getirin hallederiz.” dedi bilgisayarcı.
O dönemde bilgisayarların kasaları ile monitörleri birlikteydi. Bilgisayarcının dükkânı şehir merkezinde bir ara sokakta ve aynı zamanda 3. kattaydı. Bu iş çok zor olacaktı ama olsun, kafaya koymuştuk bir kere. İşi çözecektik. Bilgisayarlar birkaç gün kalacağı için: “Cuma günü götürelim de pazartesi alırız.” diye kararlaştırdık. Önce belediye başkanımıza giderek bize bir araba tahsis etmesini rica ettik. Sağ olsun belediye başkanımız bizi kırmadı ve: “Belediyenin kamyonu her zaman okulun hizmetinde.” dedi. Okuldaki müstahdem arkadaşlardan da iki kişiyi yanıma alarak düştük yollara. Bin bir zorlukla dar sokaklardan geçerek bilgisayarcının dükkânına vardık. Bilgisayarları kucakladığımız gibi üçüncü kata çıkardık. Günlerden cumaydı. Pazartesi tekrar gelip bilgisayarları kucağımızda aşağı indirip okulun yolunu tuttuk.
PW artık Türkçe karakterleri de yazıyordu, “ğ, ü, ö, ç, ş” gibi harflerin yerini belirleyerek tuşların üzerine bu karakterleri yapıştırdık. Çok mutluyduk ama hatırı sayılır bir para da ödemiştik. Daha sonra bu bilgisayarcı arkadaş bize bir yazıcı sattı ve o yazıcıyı kullanmaya başladık. Yazı karakteri alışılmış daktilo yazılarından farklı olduğu için Milli Eğitim Müdürlüğündeki görevlilerin dikkatini çekmiş olacak ki: “Bu yazıları neyle yazıyorsunuz?” sorusuna gururla: “Biz artık bilgisayar kullanıyoruz.” diyordum.
Aradan zaman geçtikçe bilgisayarı ve bilgisayar sarf malzemelerini daha iyi tanımaya başladım. Diskete yüklenen programları bilgisayara yüklemeyi de öğrendim. Bilgisayarcının sadece çok para almak için o bilgisayarları beldemizden şehir merkezine getirttiğini ve üç gün sonra tekrar geri gönderdiğini geç de olsa anladım. O an sanki başımdan kaynar sular dökülmüştü. Onu anladığım anda sanki on yaş birden yaşlanmıştım. Omuzlarım çöktü. Kendimi çok fena hissettim. Aradan onca zaman geçmesine rağmen bu insanlık dışı davranışı yapan arkadaşı ve bize yaptığını unutamıyorum. Bu anımı bilgisayar çağına uygun, esprili bir aforizmayla sonlandırayım: “İnsanlık çok ilerlemiş, artık görünmüyor!” Elmas Balım

67110405_10157311801292768_8999047643036385280_n