teekira

TEKİRA

Tekiranın girişinde bu telaş her sabah yaşanır. Saat 10.00’dan önce mağazaya gidip gerekli hazırlıkları yapmaya gelen çalışanların telaşıdır bu. Saat 10.00’da ise artık Tekiraya giriş herkese serbesttir. Kapıdaki güvelik mütemadiyen, “Lütfen cep telefonlarını, metal eşyaları sehpaya koyalım…” takılan plak gibi tekrar eder bu cümleyi görevi süresince.

İçeriye adımınızı atar atmaz kubbe biçimindeki devasa tavanı ile karşılar  hatta kucaklar sizi Tekira. Büyük bir fanusun içine girmiş gibi hissedersiniz kendinizi. Sağlam ve gösterişli bir  zeminde granit bir teraryumda gezintiye çıkmış gibisinizdir artık. Başınızı kaldırınca bir kürenin içine gerdanlıklar gibi üç şerit halinde sıralanmış, ışıkları  erkenden yakılmış dükkanlar şıkır şıkır haliyle size tebessüm eder . Sabah temizliği özenle yapıldığı için her taraf tertemizdir.  Giriş kattaki  fıskiyeler “Su hayattır.” dercesine hoş bir görüntü sağlıyor Tekiraya. Su gerçekten varlığıyla her ortamda insanın ruhunu serinletiyor. Binanın tavanından sarkıtılmış ve adeta gökyüzündeki gezegenleri andıran görüntüleriyle dev ışıklı küreler bir başka mistik hava katmış buraya. Yürüyen merdivenlerden üçüncü kata çıkıyorum. Bu kat yoğun olarak yeme içmeye ayrılmış . Sadece bir köşede oyuncak dükkânı ve hemen yanında elektronik eşyaların satıldığı Teknosa var. Biraz ileride de her türlü ev ihtiyacınızı karşılayabileceğiniz Tekzen çıkıyor karşınıza. Bazen evime gerekli bir şeyi almak, bazen de yeni gelen ürünleri görmek için girdiğim olur buraya. Sırf  farklı gördüğüm için,  evimize, bahçemize gerekli olur düşüncesi ile aldığım eşyalar da olmuştur Tekzenden. Örneğin daha geçen bahar bahçemiz için güneş enerjisi ile aydınlanan, farklı renk ışıklar saçan bahçe aydınlatmalarından dört tane almıştım. Hâlâ severek kullanıyorum onları.

Üçüncü katın bana göre en ilginç köşesi yaşlıların kümelendiği bölümdür. Sabahın erken saatinde gelen ihtiyarları kapanış saatine kadar burada görmek mümkün. Öylesine yakın oturmuşlar ki masalarda birbirlerine; uzaktan bakınca atılan bir avuç yemin etrafına kümelenmiş kuşların görüntüsünü andırıyorlar. Yanlarından geçerken masalarına şöyle bir göz atıyorum. Kimi masada 65 yaşını dolduranların belediyeden temin ettikleri bedava seyahat kartları kimi masalarda yeni verilen kimlik kartları. Sanırım bu aralar  sohbetlerin çoğu bu kartlar üzerine kurgulanıyor. Tekira yönetimi bu bölümü yaşlılara ayırmışa benziyor. Orada oturan yaşlılara pek müdahale edilmiyor. Buradaki masalarda pek çay kahve göremezsiniz.  Yiyecek içecek de gözüme çarpmadı.  Biraz ileride masalarda herkes yiyecekleri içecekleri midelerine indirirlerken sanırsınız ki buradaki ihtiyarların hepsi oruçlu. Yiyen içen yok. Herkes halinden memnun ki günün her saatinde burada yaşlılara rastlamak mümkün.  Kim bilir ne yaşanmışlıklar ne hayal kırıklıkları ya da ne güzel anılar eteklerden dökülen taşlar gibi masalara bırakılıyor burada her gün. Masaların dili olsa da burada gün boyu dönen muhabbetleri bize anlatsa. Umarım en kısa zamanda burada konuşulanları konu alan bir yazıyı da paylaşmak nasip olur.

Araştırmalarıma göre Tekira yüze yakın iş yerinde bin civarında çalışanıyla 2008 yılından bu yana Tekirdağ’ımıza hizmet vermektedir. Burada çalışanlardan edindiğim kanı şu ki çoğu çalışan işinden memnun gibi.  Önceleri, “Buralarda çalışmak için mi okuduk?”  şeklinde dudak büken çoğu genç istediği işi bulamayınca  burada çalışmayı benimsemiş görünüyor.  On yıldan fazla aynı iş yerinde çalışanların olduğunu öğrendim. Evlilik, yer değişikliği veya devlet dairesinde iş bulanların ancak işten ayrıldığını öğrendim. Şu da bir gerçek ki “Benim diplomam var üniversite okumuşum.” Düşüncesiyle davranıp işine sarılmayan, işini benimsemeyen personel diplomanın her şey olmadığını diğer bir deyişle işi diplomanın yapmadığını çok çabuk anlıyor. Ya günlük temizlik, vitrinleri düzenlemek, eşyaları yerli yerine yerleştirmek gibi işin gereğini yerine getiriyorlar ya da işten ayrılmak zorunda kalıyorlar. İş hayatı böyledir. Emeğinin karşılığını istemek hakkındır ama emek vermeden de hiçbir yerde ekmek vermezler adama.

Tekiranın zemin katı kapalı otopark olarak hizmet vermekte. Bu otopark iki kattan oluşmakta ve yaklaşık olarak bin araç kapasitesine sahipmiş. Otoparkın birinci katında ücretli araba yıkama hizmeti de verilmekte. Bu katta bir de mescit bulunmakta. Hem baylara hem bayanlara hizmet veren mescidin iki ayrı odası var. Buralarda abdest almaya uygun çeşmeli bölümler  de var. Bildiğim kadarıyla cuma günleri de burada cuma namazı kılınıyor. Gönüllü bir imam arkadaşın buraya her cuma gelip cemaate namaz kıldırıyormuş.

Tekira, Tekirdağ için çok farklı tartışmalara konu oldu. Gerek ekonomik gerekse sosyolojik yönü ile ilgili söylenecek çok şey var. O konulara da değinmek nasip olur inşallah. Sevgiyle  kalın. Elmas Balım 18 Şubat 2019 Tekirdağ

 

Reklamlar