20170106_140451

Muzaffer Bey çiftlik sahibidir. Çiftlikte ev işlerine Muzaffer Bey’ in metresi Gülizar bakmaktadır.Muzaffer Bey’in sıska yeğeni Ramazan ise evlenmeye karar vererek şehirden Güllü isimli bir kızı para zoruyla çiftliğe getirtir.Muzaffer Bey bu sırada Ankara’ ya gitmiştir.Kız çok güzeldir.Ahlaki yönden zayıf olan  Muzaffer Bey geldiğinde bu kızı görünce  ona göz dikebilirdi.Bunun için Gülizar , Bey gelmeden önce Ramazan ile Güllü’ yü evlendirip bir eve sokmalıydı.Ama Bey buna çok kızardı.Çünkü kendinden habersiz bir iş yapılmasını istemezdi.
Muzaffer Bey Ankara’ dan gelir ve Güllü’ yü görür. Gördüğü an ona hayran kalır.Güllü de Bey’ i çok beğenmiştir.Güllü, Gülizar’ı çiftlikten attırıp çiftliğe hanım olmak istiyordur.Muzaffer Bey de eskiden köylünün ektiği ama sonradan kendisinin ekmeye başladığı toprakları kendi üzerine geçirmek istiyordur.Bunun için mahkemeye başvurmuştur bile.Bunu köylüler duyduktan sonra sinirleri iyice gerilir ve Muzaffer Bey’e düşman kesilirler.Beye öfke besleyinlerin başında Habib vardır.Habib, köylüyü her zaman bu konuda kışkırtır.Muzaffer Bey Güllü’yle evlenir. Bu başta çiftlik olmak üzere köyde de büyük bir tedirginlikle karşılanır.Ramazan dayısına bu konuda karşı çıkar ve dayısı da onu döverek çiftlikten kovar. Gülizar da aynı tepkiyi gösterince Ramazan’ a olanların aynısı Gülizar’ ın başına da gelir. . Gülizar köyün hocası Kabak Hafıza sığınır. Bu romanda kabak hafız yalan söyleyen, gizli gizli içki içen ve harama uçkur çözen sahtekar bir hoca karakterindedir.Bir gün Muzaffer Bey Güllü’den baba olacağı haberini alınca çok sevinir. Bunun üzerine çiftlikte çiftlik ağalarıyla birlikte bir parti verir.O gün bir karar alır ve Güllü’ ye söyler.Bu karar Avrupa’ ya beraber gitme kararıdır.
Güllü doğum yapmıştır ve avrupaya gitmek için hiçbir engeli kalmamıştır. Muzaffer Bey’ de Ankara’ da işleri halletmek için çiftlikten ayrılır.Habib bunu öğrenir..Habib, Muzaffer Bey Ankara’dan dönerken yolu ağaç dalıyla kapatmış onun gelmesini beklemektedir.Muzaffer Bey gelir ve engelin önünde  durur.Yoldaki dalı almak için arabasından dışarı çıktığında Habib gizlendiği yerden gizlice Muzaffer Bey’ i vurur. Ardından soluğu evde alır.Muzaffer Bey’ in öldüğü ertesi gün anlaşılır.Soruşturma açılır.İlk başta Habib ve ailesinden başlarlar.Habib inkar eder.  Habib karda yürümüş izini belli etmez biridir.Soruşturma tamamlanır. Fakat Muzaffer Bey’ i kimin vurduğu anlaşılamamıştır.
Güllü, bir iki hafta yas tuttuktan sonra çiftliğin hanımı olmuştur.Bütün işlerle o uğraşır.Bir gece Habib çiftliği yakmak için köylüyü toplayarak gider.Güllü’ nün bebeği ağlamaya başlar.Güllü bebeğini orada bırakarak kendini pencereden aşağı atar ve kaçmayı başarır.Çiftlik cayır cayır yanıyordu. Habib, Güllü’ nün peşinden koşup onu yakalar.Onu öldürecektir.Çünkü onu da öldürürse bütün topraklar köylüye kalacaktır.Güllü yalvarmaya başlar.Habib onu öldürmekten vazgeçer.
Güllü’ de hiçbir resmi kuruma şikayet etmeyeceğini söyler.Habib oradan kaçmaya başlar.Güllü sorguya çekilmesine karşı hiçbir şey söylemez.Fakat Habib’ in iki kardeşi ile diğer köylüler bütün suçu ona yüklerler.
Habib ise hiçbir zaman ele geçirilemez.


Orhan Kemal’in romanları külliyat hâlinde okunduğunda gerek anlatıcının anlatımından ve gerekse roman kişilerinin konuşmalarıyla davranışlarından yazarın dine bakışını sezmek mümkün.Orhan Kemal’in eserlerinden yola çıkarak din hakkındaki düşüncelerini şöyle sıralamak mümkün:
1. Din, devrimleri yok edecek, devleti geri götürecek bir unsurdur.
2. Din, insanların menfaatleri için, başkalarını sömürmek için kullanılmaktadır. Din vasıtasıyla kitlelerin hak aramaları, başkaldırmaları engellenmekte ve insanlar uyutulmaktadır.
3. Allah, adaletsizdir. Kullarına eşit davranmayıp zenginleri ve güçlüleri korumakta, fakirleri ve zayıfları ezmektedir. Bazılarını güzel,kuvvetli ve cüsseli yaratırken bazılarını da zayıf, çirkin ve çelimsiz yaratmıştır.
4. Eğer gerçekten varsa, kişilerin isteyip de ulaşamadığı her şeyden Allah sorumludur.
5. Din insanların zaaflarını alay konusu etmek için bir vasıta olarak kullanılmaktadır.
6. Bir genellemeyle din, zenginler ve din adamları için bir sömürü aracıyken, yoksullar için avunma vasıtasıdır. Zenginlerin hiçbiri gerçek bir dindar değilken, dindar olan yoksullar da hep küfürbaz ve inkârcı insanlardır. Samimi bir dindar insan romanlarda görülmemektedir.
7. Din, anne ve baba için evlâdı terbiye etmede ve yönlendirmede bir baskı ve korku vasıtası, istenilmeyen davranışları engelleme aracıdır.Ama daima geri tepmektedir. Din eğitimi verilirken ebeveyn daima sert ve baskıcı olmaktadır.

Sonuç olarak:

Orhan Kemal, sanatında, sahip olduğu ideolojinin görüşleri doğrultusunda bir yol izlemiştir. Halkının ıstıraplarının tek kaynağı olarak değil; fakat sebeplerinden biri olarak dini göstermiştir. Saf ve temiz kalpli insanlar, inançları kullanılarak kolayca kandırılmakta ve sömürülmektedir. Okuyucusuna “senin inandığın sistem işte benim
resmini çizdiğim bu fenalıklar yumağıdır, senin felaketinin sebebi ve kaynağı senin din adını verdiğin, kaderim dediğin şeydir” mesajını vermektedir.

Ben sadece her görüşten yazarı okumaya çalışarak tarafsız düşünmeye, olaylara daha objektif bakmaya çalışıyorum.Orhan Kemal’i okumadan hakkında yorum yapamam ki…