99

Hocamın 2 Aralık’ta Trakya gazetesine tüm samimiyetiyle

anlattıklarını sizlerle paylaşmak istedim.

1958 yılında Tekirdağ’ın Malkara ilçesi Sırtbey köyünde doğdum. İlk okulu Sırtbey İlkokulunda, liseyi ise Namık Kemal lisesinde okudum. Üniversite Öğrenimimi Atatürk Eğitim Enstitüsü Türkçe-Edebiyat Bölümünden mezun oldum. 1979 yılında İmam Hatip Lisesinde göreve başladım. Sırasıyla Çerkezköy Lisesi, Namık Kemal Lisesi, Endüstri Meslek Lisesinde Edebiyat öğretmenliği yaptım. Tekirdağ Anadolu Lisesinde ise okulun kurucu öğretmen ve idareciliğini yaptım. Anadolu Lisesinde 27 yıl, 6 ay görev yaptıktan sonra 15 Temmuz 2015 yılında mezun olduğum okul olan, Namık Kemal Lisesine Edebiyat öğretmeni atandım. Halan Namık Kemal Lisesinde Edebiyat öğretmeni olarak çalışmaya devam etmekteyim. Namık Kemal Evi Derneğinin başkanlığını yürütmekteyim. Evli ve 1 çocuk babasıyım.

Namık Kemal Kimdir?
Namık Kemal vatan ve Hürriyet şairimiz olarak edebiyat dünyasına geçmiş, büyük bir isimdir. Dolayısıyla Namık Kemal, kendisinden sonraki nesle de etki etmiş, bir yazarımız olarak tarihteki yerini almıştır. Ama hemen şunu belirteyim ki Cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Atatürk’ün bir sözünü burada aktarmak isterim. ‘ Benim bedeninin babası Ali Rıza Efendi. Benim duygularımın babası Namık Kemal. Fikirlerimin babası ise Ziya Gökalp’tir “ der. Namık Kemal kendisinden sonraki birçok şaire ve yazara da esin kaynağı olmuştur.
Namık Kemal Tekirdağ için önemi nedir ?
Namık Kemal 1840 yılında Tekirdağ’da doğmuştur.  Dedesi Abdullatif Paşa burada vilayetin hesap işlerinden sorumlu bugünkü adıyla Vali Yardımcısıdır. Çok sevdiği biricik kızını sarayın müneccim başılarından Mustafa Asım Bey ile evlendirir. Fakat kızını o kadar sever ki adata damadı iç güveysi rolündedir. Namık Kemal’in annesi Zehra Hanım oğlunu baba evinde Tekirdağ’da doğurmuştur. Yaptığımız araştırmaya göre Namık Kemal 6 yaşına kadar Tekirdağ’da yaşamış, dedesinin Afyon’a tayini dolayısıyla aile Afyon’a taşınmıştır. Ama ne yazık ki Namık Kemal 7 yaşındayken annesini kaybetmiştir.  Namık Kemal’in Tekirdağ ‘da doğması o günden bugüne Tekirdağlıların gurur kaynağı olmuş böyle büyük bir Vatansever ile özdeşleşmiştir. 2. Meşrutiyet sonrası Namık Kemal’in Tekirdağ Belediye konağının önüne anıtı dikilmiş, Cumhuriyet ile birlikte de okullarımıza, sokaklarımıza ve caddelerimize Namık Kemal’in ismi verilmiştir.
Namık Kemal’in hayat serüvenini kısaca anlatır mısınız?
19 yy’ın 2. yarısında ve Osmanlı’nın en zor günlerinde yaşmış bir isim olarak kendisine zaman zaman çok değer verilirken, zaman zamanda Hükümetin ve Saray’ın hışmına uğramıştır. Ama Namık Kemal her şeye rağmen o devrin çok saygın isimlerden birisidir. Kısaca hayat serüvenine bakarsak, Ayfon’dan sonra dedesinin tayini Kars’a çıkar. Artık Kemal eğitim yaşına gelmiştir. Dedesi çok sevdiği ve çokta erken kaybettiği kızı Zehra Hanımı emanetine ihtimam göstermiş ve Kars’ta özel hocaların elinde Kemal eğitimini tamamlamıştır. Bunun yanında ata binmek, cirit ve ok atmak gibi zamanın oyunlarını da burada öğrenmiştir. Bundan sonra kısa bir müddet İstanbul hayatı 1853 yıllında dedesi Sofya Kaymayanlığına atanır.  Babası da Filibe mal müdürlüğüne atanır. Tabi ki  Bulgaristan bu yıllarda bir Osmanlı toprağıdır. Sofya’da halk şairleri ile bir araya gelir. Sofya ve çevresinde bulunan halk şairlerinin övüncünü alır. En önemli olayı ise dedesi Namık Kemal’i Niş Kadısının güzel kızı Nesime hanım ile evlendirir. Bu evlilikten Namık Kemal’in Ali Ekrem isminde bir oğlu ve iki kızı olur.  1857 yılında Namık Kemal İstanbul’a döner.
Namık Kemal’in İstanbul’a döndükten sonra hangi görevlerde bulundu?
Yine özetlersek 1858 yılında Devlet Memurluğu görevine başlar. Tercüme bürosunda çalışır. Bu arada Şinasi ile tanışır. Şinasi onun için bir ağabeydir. Şinasi’nin gazetesi Tasvir-i Efkar gazetesinde yazmaya başlar. 1865 yılında Şinasi gazete yönetimini Namık Kemal’e bırakır. Yine aynı yıl Genç Osmanlılar Cemiyeti’nin kurucuları arasında bulunur. 1867’de Fransa’ya gider. 1868’de Londra’da Hürriyet Gazetesini çıkartır. 1870 İstanbul’a döner.
Namık Kemal’in bundan sonra ki yaşamı hakkında bilgi verir misiniz?
Namık Kemal’i Avrupa’dan döndüğünde “İbret” gazetesinin başına geçer. Burada hem baş yazıları yazar, hem de gazetenin yönetimi Kemal’dedir. Bu arada bir yazısından dolayı Gelibolu’ya sürgün edilir.  Sürgün edilmesine rağmen Hükümet onu Gelibolu Kaymakamlığına atanır. İşte burada görevde iken Rumeli’nin Fatih’i ve aynı zamanda Şarköy, Malkara,Hayrabolu ve Tekirdağ topraklarını fetheden Gazi Süleymanpaşa’nın mezarını ziyaret eder.  Arkadaşı Ebuzziya Tevfik Beye ‘ Bir gün ölürsem beni Gazi Süleymanpaşa’nın yanına gömünüz’ der. Çünkü o Osmanlı’ya ve İmparatorluğu kuran aileye karşı büyük sevgisi ve hürmeti vardır.  Ve Sakız Adasında Kaymakam iken 1888’de vefat eder. Zamanın Padişah’ı Abdülhamit birkaç yıl sonra büyük bir törenle onun mezarını Bolayır’a nakleder.  Ve Namık Kemal’in vasiyeti yerine getirilmiş olur.
Onun Vatan Yahut Silistre piyesi ile bilgi verir misiniz?
Vatan Yahut Silistre, bir şaheserdir. Oynan ilk yerli oyunumuzdur. 1 Nisan 1873’te Osmanlı Tiyatrosunda sahneye konur. Oyun çok büyük ilgi görür. Zamanın hükümeti bundan çekinerek Kemal’i 10 Nisan 1873’te Kıbrıs Magosa’ya 38 aylık bir sürgüne gönderir. 1875’te yakın dostu olan 5. Murat tahta geçer. Af edilerek tekrar İstanbul’a döner. 1876’da zamanın padişah’ı Abdülhamit yeni Anayasanın (Kanuni Esasi) hazırlanmasında Namık Kemal üye olarak atar. Ama burada enteresan bir olay olur. Komisyon başkanı Mithat Paşa Devlet’in resmi dili olarak Türkçe yerine Türkçe, Arapça, Arnavutça, Rumca, Bulgarca, Romance ve Sırp dillerinin ortaklaşa olarak hem eğitim dili hem de resmi yazışma dilleri olarak Anayasa taslağına koyar. İşte Namık Kemal’in kahramanlığını büyüklüğünü burada görmekteyiz. Padişah’a gelerek böyle bir Anayasa Taslağını kabul etmemesini böyle bir maddenin Osmanlıyı ve Anayasaya da resmi dil olarak TÜRKÇE’nin girmesini sağlar. Namık Kemal bundan sonra tekrar bir sürgün hayatı yaşar.  Rodos Adasına gönderilir. Ama akabinde tekrar adanın Kaymakamlığına atanır. Sırasıyla, Rodos, Midilli ve Sakız adasında Kaymakamlık yapar. Sakız’da 2 Aralık 1888 yılında vefat eder.
Namık Kemal Evi Başkanı olarak bize Namık Evinden bahseder misiniz?
Avrupa Ülkelerinde Özellikle eski Sovyet İmparatorluğunda şair ve yazarların evleri korunmuş ve onlar birer ziyaretgah olarak kullanılmıştır. Bizde, ne yazık ki bu konuda hassasiyetimiz çok fazla değildir. Ama her şeye rağmen Tevfik Fikret’in İstanbul Aşiyan’da ki evi, Hüseyin Rahmi’nin Heybeli Adada ki evi, İstiklal Marşı Şairimiz Mehmet Akif’in Ankara’da Milli Mücadele yıllarında İstiklâl Marşımızı yazdığı ev (Tacettin Dergahı) ve Ziya Gökalp’in Diyarbakır’da ki evi bunlar arasındadır.  Daha öncede belirttiğimiz gibi Tekirdağ’da bir çok kurum ve kuruluşa Namık Kemal’in ismi verilmiştir. Ama doğduğu ev yıkılıp gitmişti. Zaman’ın Valisi Şenol Engin’in hatırlatmasıyla 1992 yılında sembolikte olsa Namık Kemal Evinin yapına başlanmış, 1993 yılında tamamlanarak hizmete açılmıştır. Burada şunu da belirteyim ki bir çok kişinin, kuruluşun maddi ve manevi desteği olmuş, ama büyüğümüz şu anda da 90 yaşlarına gelmiş, hasta durumda olan Mehmet Serez’in önderliğinde bu ev bugünkü haline gelmiştir. En büyük gayret sahibi önder Mehmet Serez olmuştur. Allah’tan kendisine sağlık ve afiyetler dilemek borcumuzdur.
Namık Kemal Evinin Tekirdağ ve Türkiye’de ki önemi nedir?
Bugün başkanlığını yapmakta olduğum Namık Kemal Evi gerçekten, değil Türkiye’ye Dünya’ya mal olmuştur diyebilirim. Çünkü Namık Kemal gibi bir kahraman hiçbir “ile” nasip olmaz. Binlerce seveni, 1993 yılından bu yana Namık Kemal Evini ziyaret etmektedir.
Namık Kemal evi Hakkı bilgi verir misiniz?
Namık Kemal Evi donanımı için Tekirdağlı hemşerilerimiz büyük özveride bulunmuşlardır. Ninesinden, dedesinden hatıra kalmış en kıymetli eşyalarını evimize bağışlamıştır.  Ama her şeyden önce evimizdeki Namık Kemal Külliyatı hiçbir yerde bulunmamaktadır.
Mezun olduğunuz bir okulda öğretmenlik yapmak nasıl bir duygu?
Mezun olduğum Namık Kemal Lisesinde öğrencilik yıllarım dolu dolu geçmişti. Okulun kütüphanesinden sorumlu öğrenciydim. Yüzlerce kitabı kitaplık kolu başkanı olarak okul kütüphanesine kazandırmıştım. Bunun yanında okulun duvar gazetesini de ben çıkarmaktaydım. Aynı zamanda ulusal basından Millet gazetesine de haber ve yazı gönderiyordum. Burada bir anımı anlatmadan geçemeyeceğim. Duvar gazetesinin bir sayısında Dış Türkler’den ve o yıllarda sürgün hayatına gönderilen Kırım Türk’lerinin lideri Mustafa Cemiloğlu ile ilgili gazetede bir yazı yazmıştım. 15 gün sonra yazı okulumuzdaki bir tarih öğretmeninin dikkatini çekmiş ve bundan rahatsız olarak beni disipline vermeye kalkmıştı. Burada daha fazla söz etmeme gerek var mı? Bir öğretmen dış Türkler mevzusundan rahatsız oluyor. Acımı mı acı? Ama bugün hala görüştüğümüz okulun müdür başyardımcısı Murat Yaman beni bu olaydan sıyırmıştı. Dolu dolu geçen öğrencilik yılları… 1985 yılında Namık Kemal Lisesi Müdürü olan Galip Erkmen Valilik oluru ile Namık Kemal Lisesine getirdi. Ama ne yazık ki çalışma hayatım 25 gün sürdü. Allah’a çok şükür 2015 yılından bu yana mezun olduğum okuldayım. Bilmem bundan daha büyük mutluluk olur mu?
Öğretmen olarak yetiştirdiğiniz başarı öğrencilerin yanı sıra bir çok eserlere de imza attınız. Bu eserler hakkında da bilgi verir misiniz?
Gerçekten Öğretmenlik hayatım sosyal ve kültürel anlamda dolu dolu geçti. Bugün birçok öğrencim devlet ve Hükümetin üst kademelerinde görev yapmaktadır. Öğrencilik yıllarından beri yazı hayatının içindeyim. Ama öğretmenlik yıllarımda Tekirdağ Valiliğinin yayımladığı onlarca esere imza attım. Bunlar arasında birkaçını söylersem ‘Yaşayan Tekirdağ, Tekirdağ Eğitim Tarihi, Fotoğraflarla Marmara’nın İncisi Tekirdağ, Trakya’nın İncisi Altın Topraklar Diyarı Çorlu, Ninemden Masallar, Kelemen Mikes’in Mektuları’ gibi bir çok eser.
Bunun yanında edebiyat, tarih,  kültür ve Tekirdağ hakkında iki yüz’ün üzerinde detaylı, uzun araştırma ve makaleler yazdım.
Gazete ve dergi yayınları konusunda da Tekirdağ’da imza sahibisiniz.  Bu konuda ne söylemek istersiniz?
Dediğim şekilde öğrencilik yıllarımdan bu yana gazetecilik ilgilimi çekmiştir. Edebiyat öğretmenliğinden sonra ikinci tercihim gazetecilikti.  Meslek hayatımda okul gazetesi olarak çıkardığım Sekizinci – Ayyıldız, Ay Yıldız ve bu arada da Namık Kemal’in anısına yeni çıkardığımız İbret gazetesi. Dergicilikte de Tekirdağ’da profesyonel anlamda iki derginin yöneticiliğini yaptım. Bunlar tarihi Ömer Seyfettin ve arkadaşlarının ’1912’de Selânikte çıkardığı “Genç Kalemler” dergisi ile Milli Eğitim Müdürlüğünün resmi yayın organı olanı Gergef Dergisini de 2005’ten bu yana hazırlamaktayım. Şu anda Süleymanpaşa İlçe Mili Eğitim Müdürlüğünün yeni bir dergisi olan ‘Dönüşüm’ü yayın hayatına kazandırmak üzereyiz. 2015 yılından beri de Trakya Gazetesinde zaman zaman yazılar yazmaktayım.
Son olarak ne Söylemek İstersiniz?
Gazetecilik çok renkli çok değerli bir meslek. Bizlere destek olan Tekirdağ’da ki mahalli gazetelere ve benim bu çalışmalarıma vesile olan mülki ve idari amirlerime teşekkür ediyorum. Bütün bu çalışmalarımız BÜYÜK TÜRKİYE ve TÜRKLÜK ideali çerçevesinde yapılmıştır. Ben tekrar size bana bu fırsatı verdiğinizden dolayı teşekkür ediyorum.  4Hakan Karaca
Reklamlar