Page0001

DİLİMİZE SAHİP ÇIKALIM            1  Temmuz 2016

Günümüzde teknolojinin ilerlemesiyle birlikte birçok yeni iletişim aracı hayatımıza girdi ama hiçbiri dilin önüne geçemedi.   Dil, halen tüm insanlık için en temel, en etkili, en gelişmiş ve en öncelikli iletişim aracıdır.

Bir milletin bütün tarihi boyunca edindiği kültürünü, değer yargılarını ve hayat tecrübelerini sinesinde toplayan, koruyan ve yaşatan dildir. Dil, iletişim aracı olma niteliği yanında, milletlerin kültürel kimliklerini tarih boyunca nesilden nesile taşıyan sihirli bir unsurdur.    İnsanoğlunun tarih boyunca gerçekleştirdiği uygarlık, kültür, edebiyat, sanat, müzik vb. değerler dil sayesin gerçekleşmiştir. Bu değerler dil sayesinde gelişme ve ilerleme göstermiştir.   İnsanlık bütün varlığını dile borçludur. İlimde, sanatta, teknikte ve edebiyattaki bütün insan başarıları dilin ürünüdür.  Bu yüzden dili iyi kullanmak, uygar insan için bir ilkedir. Karşımızdaki insanlarla doğru iletişim kurmamız bu ilkeye bağlıdır. Bizler de bu ilkeden ayrılmayarak ve dilimize olan saygımızdan dolayı onu doğru öğrenip doğru kullanmaya özen göstermeliyiz. Bu bizim için milli bir görev olmalıdır.

Günümüzde ise ne yazık ki Türkçeyi güzel konuşmaya ve doğru yazmaya özen gösterenlerin sayısı gittikçe azalmaktadır. Gençlerimiz de sağ olsunlar, güzel Türkçe ile konuşmak yerine, yabancı dil hayranlığı ile anlamı bilinmeyen uygunsuz argo kelimeler kullanarak şaşkınlığımızı daha da artırmaktadırlar.

Bu olumsuz gelişmeler yetmezmiş gibi bir de şehirlerimizin ana caddelerinden ara sokaklarına kadar her yer yabancı isimlerlerden oluşan panolarla donatılmış. Belediyelerin veya devletin bu sorumsuz yabancılaşma özentisine dur deme yetkileri veya niyetleri yok mu, onu da bilemiyorum.

Biz gelelim sadede: Güzel konuşmak veya yazmak için her yurttaşa düşen görevler vardır. Dili iyi kullanmak isteyen her birey  yaşam boyunca dili doğru ve güzel kullanma  çabası içinde olmalıdır. Bu çaba güzel eserleri okuma, kelimeleri doğru yazma, doğru telaffuz etme ile başlar. Bir de dili sevmek var tabii. Teknolojiyi olumlu yönde kullanalım. Yazımından emin olmadığımız bir kelimeyi artık akıllı telefonlar sayesinde TDK’nin sitesine girerek hemen öğrenebiliriz. İnternet sayesinde kütüphaneler artık elimizin altında.

Hepimiz dilimiz sevmeli, evlatlarımıza da sevdirmeliyiz. Bu konuda gerek eğitimciler gerekse tüm büyükler olarak üzerimize düşeni sanırım yapmıyoruz ki bunun sonunda şöyle bir manzarayla karşı karşıya kaldık:

Gençlerimiz Facebook’ta, Twitter’da,  MSN’de ve gerekse Whatsapp’ta çok tuhaf bir dil kullanmaya başladılar. Kelimeleri özünden uzaklaştırıp kısaltıp, kırpıp kullanıyorlar. İnternet kullanımının yaygınlaşmasıyla Batı dillerinden birçok kelimeyi tercih etmeye başladılar ve bu kelimelerin de kolunu kanadını kırıp tuhaf bir dil türettiler. Gereksiz kısaltmalar, yüklemsiz cümleler ya da yarı Türkçe yarı İngilizce ifadeler kullanıyorlar. Yakışmak yerine ‘ciks olmak’,  arkadaş yerine  ‘pampa’ kelimelerinin kullanımı çok yaygınlaştı. ‘stayla’, ‘haci’, ‘artiz’, ‘amip’, ‘mal’, ‘aşkitom’, ‘aşkem’, ‘apaçi’, ‘duygusal ergen’, ‘atar yapmak’, ‘gideri olmak’ gibi daha nice tuhaf ifadeler!

Bu sorumsuz gidişata bir dur demeliyiz. Gençleri ve çocuklarımızı  “bye bye” mantığından kurtarıp Türkçe aşkını onların kalplerine nakşetmeliyiz. “Canım, birkaç yabancı kelime kullanmakla ne çıkar?” demeyip Türkçemize sahip çıkmalıyız. Çocuklarımızı emanet ettiğimiz eğitimcilerimiz de dilimizi en güzel şekilde öğretmeliler. Bu yalnızca Türkçe öğretmenlerinin görevi değildir. Her öğretmen dil konusunda Türkçe öğretmenleri kadar kendini yetiştirmelidir.  Hepimiz  el ele verip dilimize, kimliğimize ve geleceğimize sahip çıkalım!                                                                                                                                                                                                                                                                 Elmas Balım

Reklamlar