IMG-20160428-WA000220160408_110601

PİRUZE   / SİNAN AKYÜZ

Yazar Sinan Akyüz’ü ilk defa  2016 yılının Nisan ayında  Tekirdağ’da gördüm.  Sinan Akyüz’ü ve uslubunu tanımak için bir kitabından okumaya başlamalıydım. İlk kitap olarak Piruze’yi seçtim. Kitabı okuyunca  Piruze’de  yazarın anlatımı edebi yönden zayıf geldi bana.

Kitapta kısaca; önce babasının görevi dolayısıyla İstanbul’da, sonrasında İngiltere de ve Şam’da yaşayan Piruze adlı  bir Türk kızının hikâyesi anlatılmaktadır.

Piruze okul yıllarını İstanbul ve İngiltere’de tamamlamıştır. Pruze’nin  tam da genç kız olduğu yıllarda babasının tayini Şam’a çıkar ve Piruze hiç sevmediği halde burada yaşamak zorunda kalır. Şam’da hiç beklemediği bir anda Wassim adında bir gence aşık olur. Babasının rızası olmamasına rağmen Wassim ile evlenir. Başta her şey güzel gider,   Amer adında oğulları olur. Piruze ikinci çocukları İmad’a hamileyken kayınpederi vefat eder ve işler bundan sonra tersine döner. Çünkü kayınpederi Piruze’yi sevmekte ve ona sahip çıkıp kollamaktadır. Babasının ölümünün üzerinden bir süre geçince Wassim annesinin evine taşınmak ister, Piruze istemediği halde kayınvalidesinin yanına taşınırlar. Kayınvalide bu konuda oğlunu sıkıştırmakta ve ailenin bir arada yaşaması gerektiğini ileri sürmektedir. Bu sırada Wassim, Piruze’yi aldatmaya başlar. Sonrasında üçüncü çocukları Rami dünyaya gelir ve işler Piruze için içinden çıkılmaz bir hal alır.  Wassim tam ikinci bir kadınla evlenmek üzereyken, Piruze olanları Wassim’in arkadaşı Cemil’den öğrenir ve olayı engeller. O günden sonra hiç bir şey eskisi gibi olmaz. Wassim, Piruze’yi dövmeye ondan intikam almaya çalışır. Sonunda da Piruze Şam’dan kaçmaya karar verir, çocuklarını da alır ve havaalanına gider. Fakat, Wassim bunu bir şekilde öğrenir, Piruze kaçar ama çocuklarını orada bırakmak zorunda kalır. İstanbul’a geldiğinde Piruze yeni bir hayat kurar, yeni işe girer, fakat çocuklarından tam 21 yıl haber alamaz. Wassim çocuklarını ona göstermemekte, hatta ondan kaçırmaktadır. Kitabın sonunda Piruze kendi dükkanında Şamlı bir kızla tanışır ve tesadüfe bakın ki kız Piruze’nin oğlu Amer’in sevgilisi çıkar. Amer ve Piruze bir restaurantta karşılaşır. Ve kitap böyle son bulur.

Kitap başta  Piruze’nin hikâyesini bir arkadaşına   anlatması  ile başlıyor, fakat sonlara doğru bu arkadaş devre dışı kalıyor.  Ayrıca  kitabın sonunda da çok büyük bir tesadüf yaşanıyor.  Türk filmi finali… Kızın dayısı komünizmi arzulayan yurdum masun genci. Şirin bir genç. Komünizm bu gençle  şirin  gösterilmiş  ama İslam diğer bir deyişle  şeriat olay kahramanı Wassim üstünden tam bir şamar oğlanına çevrilmiş. İslam coğrafyası eşini aldatan insanlar, kadını döven erkekler Suriye’de ya da Şam’da yaşanan çarpıklıklar bir şekilde İslami yaşam kurallarına dayatılmış. Bu karışık ve sıkıntılı bir konu. Bu İslam’ın gerçeği mi yoksa insanların  İslam’ı yanlış yorumlayıp yanlış yaşamaları mı bunu ben bu yaşıma kadar anlayamadım. Sanki İslam her erkeğe dört kadınla  evlenmeden ölme der gibi bir anlayış var. İslam denince akla terör ve dört kadın gelsin diye kendini zorlayanlar var sanki… Sonuç olarak  okuduğum kitapları keçiboynuzuna benzetirim.İçlerinden mutlaka biraz bal olduğuna inanırım ve her kitapta  aforizma özelliğinde ifadeler  bulmaya çalışırım.. Bu kitaptan da çıkan bal ifadeler: Adam sorar: “Evin bir eksiği var mı?” Kadın:”Bu evde eksik olan sensin.” “Erkeklerin asıl sevdikleri kadınlar hep öteki aşıkları olmuştur.Bir erkeğin çocuklarının anası olabiliyorsun ama hiçbir zaman gerçek aşığı olamıyorsun.”

 

Reklamlar