20160314_132320

Bu eser sadece bir kitap değildir. Bu   yaşanmış bir hayat ve  Raif adlı meczuptan bize kalan yansımalardır. O Raif ki  ne kadar kendi halinde zavallı görünse de, naif, dokunaklı duyguları olan bir insandır. Raif’in  ”gerçek” yaşantısını sadece kitap olarak görmek beni çok üzüyor. Raif dayı sen bir insansın ve biz sana ağlamaktayız. Peki niye ağlamaktayız senin yaşamına,   çünkü bizim de senin gibi kimseye göstermek istemediğimiz  bir yüzümüz vardır.

Ey Raif dayı!.. Bu dünyada  her insanın -içinden bir türlü uğurlayamadığı- bir gideni vardır.

Yalnız değilsin Raif dayı…

Sabahattin Ali  “Kürk Mantolu Madonna” kitabında der ki:“:Birbirlerine bu kadar yakın kimselerin buluşması enderdir. Biz tesadüfün bu lütfunu tekmelemeyecek kadar zekâ gösterelim.”   Ne hoş bir tespit… Bizim için de geçerliydi ama olmadı sevgili…

Raif ve Maria birbirilerine ne kadar yakın, birbirilerine ne kadar uzaklar değil mi sevgili…  Raif, artık benim sevgili..        Belki de herkesin içinde bir Raif vardır  sevgili..  Suskun Bir Ömür/ Elmas Balım

………………………………….

Dün yanınıza geldim… Beni evime götürmenizi istedim… Bugün beraber gezmeyi teklif ettim… Akşam yemeğini beraber yiyelim dedim… Adeta size musallat oldum…Fakat sizi sevmiyorum. Deminden beri hep bunu düşündüm…Hayır, sizi de sevmiyorum… Ne yapayım? Sizi belki hoş, hatta cazip buluyorum, belki de şimdiye kadar tanıştığım erkeklerin hepsinden ayrı taraflarınız olduğunu görüyorum, ama bu kadar… Sizinle konuşmak, birçok şeylerden bahsetmek, münakaşa, kavga etmek… Darılmak, tekrar barışmak, bunlar beni muhakkak ki memnun edecek…Fakat sevmek? Bunu yapamıyorum… Şimdi ne diye durup dururken bunları söylediğimi merak edersiniz… Dediğim gibi, başka şeyler bekleyerek ileride bana darılmayız diye… Size ne verebileceğimi şimdiden bildireyim ki, sonra sizinle oynadığımı iddia etmeyesiniz: Ne kadar başka olursanız olun, gene erkeksiniz… Ve bütün tanıştığım erkekler bunu, yani kendilerini sevmediğimi, sevemediğimi anlayınca, büyük bir teessür, hatta hiddetle beni terk ettiler… Güle güle… Ama niçin beni kabahatli zannettiler? Kendilerine asla vaat etmediğim, sadece kafalarında yaşattıkları bir şeyi vermedim diye mi? Bu haksızlık değil mi? Sizin de hakkımda aynı şekilde düşünmenizi istemem… Bunu da lehinizde bir nokta olarak kaydedebilirsiniz…”
Şaşırmıştım. Fakat sükûnetimi bozmamaya çalışarak :
“Bunlara ne lüzum var? Arkadaşlığımızın şekli bana değil, size tabidir. Siz nasıl isterseniz öyle olur!” dedim………………………………………….

Asla bitmesin istersin de bitmek zorundadır ya ; işte öyle bir şeye benzer bu kitap da…Elmas Balım

SABAHATTİN ALİ- KÜRK MANTOLU MADONNA…