44

Ders:Yeni Türk Edebiyatı

Öğretmen:Yusuf Yıldırım

Yusuf Bey ders anlatırken sınıfın bir noktasında sabit durmaz,aksine öğrenciler arasında mütemadiyen dolaşarak ders anlatırdı. Muhtemelen kasım ayıydı .Öğretmenimiz Yusuf Bey Servet-i Fünûn dönemini anlatırken özellikle de Tevfik Fikret’in şiirlerini daha içten gelerek yorumlardı. Belki de bana öyle geliyordu.

Yusuf Bey anlatıyor:

………………….

Şaire göre krizantem sonbaharda açan ve kederlerin yadigârı olan bir çiçektir…

Sonbahar hazan mevsimidir. Sonbaharda veda ve hüzün vardır. Hüzün, Servet-i Fünûncuların ana temlerinden biridir. Bu tema Krizantem şiirinde de görülür. Servet-i Fünûncuların hüznüne sebep  dönemin baskı ve sansürüdür diyebiliriz. Dönemin edebiyatçıları baskılardan korkup kendi içlerine kapanmışlar, kendilerine has iç dünyalarıyla okurlarının karşısında çıkmışlardır. Krizantem şiirinde de şairin kendi duyguları, sonbaharın karakteristiği içerisinde okura aktarılıyor.

………………………..

Aylardan kasım ve dışarıda çiseleyen bir yağmur var. Öğretmenimiz  ders anlatmaya kısa bir ara verdi..Yusuf Bey’in gözleri pencerede ve yüzündeki tebessüm artık gülmeye dönüştü.Bizler de sınıfça ayağa kalkarak pencereye yöneldik.

Öğretmenimiz hemen toparlanıp enstantaneyi yorumladı. Ders gördüğümüz ve Göztepe SSK Hastanesinin hizasındaki İETT durağının yerini değiştirmeye çalışan görevliler durağı bir kaç metre yana çekmeye çalışırlarken durağın içindeki insanlar da durakla birlikte görevlilerin durağı çektikleri yönüne doğru hareket edince komik bir görüntü ortaya çıkıyor. Bu anı canlı izleyen Yusuf Bey de kendine hakim olamıyor ve sınıfta gülmeye başlıyor. Daha sonra bize durumu açıkladı. O ders saati güzel bir anı olarak  hâlâ belleğimde… Ben de sizlerle paylaşayım istedim…

krizantem_591034

Krizantem’den

Krizantem, bu nâmı pek severim,

Önce duydum onun lisânından;

Bana mûnis bugün o hâtıradır.

Hep onun yâdigârıdır kederim;

Açılır sonbahar olunca ayân,

Krizantem içimde bir yaradır

                                          Tevfik Fikret